26 Temmuz 2016 Salı

Şimdi değilse ne zaman?

Sevgili ……. ;
Bu bir dertleşme yazısıdır. Kendime sorduğum soruları sana da sormak, kendime hatırlattıklarımı sana da hatırlatmak amacım...10 dakikanı bana ayırır mısın? Cevabın evet ise, noktalı yere adını koy ve başlayalım… J

En son ne zaman tüm günü dilediğin gibi geçirdin? İşi gücü bırakıp kafa dinlemeye gittiğin günlerden bahsetmiyorum.  Herhangi birgün, sıradan bir iş/okul günü sözünü ettiğim.. Basit gibi görünen günlük konulardaki tercihlerini tamamen kendin olarak yaptığın; kulaklarını çevreye tıkayıp  sadece içinden geleni seçtiğin bir gün..

Mesela sabah hazırlığından başlayalım… Gardırobun karşısına geçtin.. Elin, çok beğenerek aldığın ama çevrendekiler sana yakıştırmadığı için dolabın dibini boylayan bluza mı, yoksa tipik işyeri kıyafetlerine mi gidiyor?. Hadi bluzu seçtin diyelim… Bayılarak aldığın karmaşık desenli eteği giysen olur mu? Aklına hemen işyeri insanlarının ‘o bluzla bu etek giyilir mi?kendini podyumda sanıyor’ bakışı mı geldi?. Bugün çok cesursun, ‘Uymazsa da olur böyle iyi hissediyorum’ dedin ve giyindin.. Saçını ise açık bırakmak, fön çekmeyip buklelerinle salınmak istedin.. Sonra birden anne/teyze/yakın çevre kadınlarının ‘Topuz yap kızım, derli toplu olsun. İşe de daha uygun’ sözü geldi mi aklına? Peki ‘teşekkürler hanımlar,iyiliğimi düşündüğünüzü biliyorum ama bugün böyle olmak istiyorum.’ diyebildin mi? Sıra geldi makyaja..Çekmecedeki şekerlemeler gibi duran neon renkli farlara gitti mi elin, yoksa yine toprak tonları mı? Ya rujun?. Kız arkadaşlarının, makyaj gurularının ‘gündüz koyu renk sürülmez’ ,‘ince dudaklara bu renk hiç gitmez’ görüşlerini göz ardı edip, en çılgın pembeyi sürebildin mi dudaklarına?.

Daha evden çıkmadan ne çok dayatmayla, ‘iyiliğimizi düşünen tavsiyeyle’ uğraştık değil mi?. Ve şimdi gün içindekileri düşün.. Seçtiğin yemek, içtiğin kahve, gittiğin mekanlar, iş çıkışı uğradığın yerler, hatta okuduğun kitap ve dinlediğin müzik.. Hangileri senin seçimin, gerçekten istediklerin?


Hadi bugün bir değişiklik yapalım, tam da içimizden geçenleri seçelim.. Dolabın derinliklerinde kalmış elbiseyi giyelim mesela.. Sahi neden oradaydı ki? Rengi sarıydı ve ‘sarı sana hiç yakışmıyor’ demişlerdi, değil mi? Ya sen? Sen sevdin mi, içinde mutlu musun?  O zaman sorun yok, sana en yakışanı buldun işte! Saçının rengi hatırlamadığın bir süredir sarı ve senin hayalinde ‘alternatif’ denilen renkler mi var? Ama çekiniyor musun tuhaf bakışlardan? Ya da ergen miyim ben, yaşım geçti canım mı diyorsun? . Ben de ‘şimdi değilse ne zaman?’ diyorum sana.. Hayatının 2 yılını magenta saçlarla geçirmiş ve o zamanlar bu çılgın(!) renkler yaygın olmadığı için mahallesinde tuhaf bakışlara maruz kalmış biri olarak, ‘içinden geliyorsa yap’ diyorum.. Şimdi de kitapçıya gidelim, çok satanlar bölümünü geçelim.. Aralarda kalmış ve sadece tek baskı yapmış bir kitap bulacaksın ve belki de hayatının kitabı o olacak.. Kitaplarını bir türlü tamamlayamadığın, anlatım diliyle barışamadığın popüler yazar değil de;sadece tek bir kitabı olan tanınmayan biri içine dokunacak belki de..  Ve sonra farklı bir mekana uğra, hiç yemediğin bir şey dene, bu seferlik de kahve içme.. Daha neler neler sayabiliriz.. Hadi bugün cesur ol; istediklerini yap, kendini mutlu et. Unutma ki; küçük sanılan dokunuşlarla değişiyor ve güzelleşiyor hayat…

                                                                şehrin masalcısı

3 yorum:

  1. bir devlet memuru giyinmediğim aşikar ama şortumu çekip gelemiyorum işe, ve bu hiç bir zaman olmayacak da. şimdiye dek tek bir günü bile dilediğim gibi yaşamadım 38 yılı aşkın ömrümde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlerde yapmaya mecbur olduğum işi icra ederken ben de istediğim gibi giyinemeyeceğim muhtemelen.. ama tatil günleri benimdir :)
      ya da okuduklarım, dinlediklerim, bulunmayı tercih ettiğim yerler.. en azından onlara karışamazlar :) öyle umut ediyorum diyelim :)

      Sil