24 Temmuz 2016 Pazar

Uzun uzun yazamıyorum artık.. Uzun süre oturamıyorum aynı koltukta, ekrana bakamıyorum.. Aynı yerde 10 dakikadan fazla duramıyorum hatta.. Ne oldu bana? Dikkatim niye bu kadar dağınık? Kafamın içindekiler savrula savrula evrenin binlerce köşesine dağılmış sanki.. Bir yanım onların peşine düşmüş, her parçayı toplama çabasında.. Burada kalan yanımsa; evladını pencere kenarında bekleyen anne gibi çökmüş camın kenarına, gökyüzüne bakıyor.. Zaten sadece gökyüzü var sakinleştiren, huzursuzluğu gideren.. Yalnızca gökyüzüne bakarken kalabiliyorum olduğum yerde..Tabi bir de deniz vardır aynı işi yapan, ama bu koca ve çok binalı şehirden en yakın denize kilometrelerce yol var.. Neyse ki gökyüzü, en güzel yeri de en berbat şehri de kaplıyor.. Ne diyordum.. Sahi ne diyordum, ne anlatacaktım?. Bu kadar oluyor, bu dağılmış akılla bu kadar yazılıyor demek ki.. Şimdi yine cam kenarına gitmeli, pencereyi açmalı ve evrene soruyu fırlatmalı.. 
Nerdesin be diğer yanım? Daha ne kadar sürecek bu arayış? Kaç parça var kayıp olan? Ve hepsini tanıyor musun  ki, hala aramaktasın?.. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder